İnkılapçılık

“Atatürkçü düşünce sistemi’ne dinamizm kazandıran ilkedir. Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda çağın, aklın ve bilimin gerektirdiği yeniliklerin en kısa zamanda yapılmasını savunan ilkedir.”

İnkılâp, devlet ve toplum düzenindeki aksayan kurumları kaldırarak yerlerine ihtiyaca cevap verebilecek yeni kurumların oluşturulması anlamına gelir. Bu günkü demokratik, laik ve çağdaş devlet ve toplum yapısına Atatürk inkılâpları ile geçilmiştir. Köhnemiş ve geçerliliğini yitirmiş, topluma yarardan çok zarar getiren kurumların kaldırılıp atılarak yerine aklın ve bilimin doğrultusunda yeni kurumların getirilmesi inkılâpçılığın en önemli gereğidir. İnkılâbın durağan değil, sürekli ve dinamik bir biçimde uygulanması gerekir. Dünyanın sürekli değişmekte ve bu değişen şartlara ayak uydurmak devletimiz ve milletimiz için en önemli zorunluluktur.

Atatürk inkılâplarını çağın koşullarına göre geliştirmeyip aynı şekilde korumak Atatürkçü düşünce sistemi ve inkılâpçılık ilkesine aykırıdır. 20 nci yüzyılda ortaya çıkan bütün ideolojilerin yıkılmasına rağmen Atatürkçü düşünce sisteminin dimdik ayakta durması gerçeği, inkılâpçılık ilkesinin dinamik yapısından kaynaklanmaktadır. İnkılâpçılık ilkesine göre;”değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir”. İnkılapçılık ilkesinin yaşatılması ile Atatürkçü düşünce sistemi ve bu sistemi oluşturan Atatürk ilkeleri çağlar değişse de geçerliliğini ve önemini yitirmeyecektir.

Ataturk, Büyük Soylevinin sonunda: “Bu açıklamalarimla ulusal yaşamı sona ermiş varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasil kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıstım,” diye değindigi çagdas devlet kavramıyla İnkılapçılık ilkesinin şaşmaz işaretini veriyordu.

Cagdas devleti kuran bir ulusun çagdışı niteliklerden kurtulması gerekirdi. İşte, Türk ulusunun, çagdışı niteliklerden kurtulmak, çağdaşlaşmak için giriştiği atılımların tümü İnkılapçılık ilkesinin kapsami içine girer.

“Turk ulusunu son yuzyillarda geri birakmis olan kurumlari yikarak, yerlerine ulusun en yuksek uygarlik gereklerine gore ilerlemesini saglayacak yeni kurumlari koymus olmaktir” tumcesiyle tanimlamis oldugu İnkılap atilimlarini gerceklestiren Ataturk, “ulusu ve toplumsal ortami hazirlamak” yontemini uygulamistir.

İnkılapçılık bu ana yonteme uyarak, yalnizca cagdisi kurumlari yikmak yerine, cagdaslarini kurmakla yetinmemek, ulusu cagdaslasmanin gerektirdigi yeni kurumlara bilimin ve uygarligin kilavuzlugunda cagdas degerlere kavusturmaktir. Bu bakimdan İnkılapçılık dar anlamda yikip yapmak sinirlari icinde dusunmek, onun bicimsel yonunu gormekten ileri gitmeyen bir dar gorusluluktur.

İnkılapçılık devrime konu olan eylemlerin turune, niteligine gore bir atilim sureci saptamaktir. Ataturk bu sureci saptamakta essiz bir basari gostermistir.

İnkılapçılık Ataturk ilkelerinin hemen hemen tumuyle birlesir. Butun ilkelerin ya neden, ya da sonuc olarak devrimcilikle simsiki bir ilintisi vardir. Bu bakimdan İnkılapçılık Ataturk ilkelerinin tumunu gerceklestirmeye, korumaya ve yasatmaya kesin kararliliktir.

İnkılapçılık gercek anlamiyla “Turkiye Cumhuriyeti halkini butunuyle cagcil ve butun anlam ve bicimiyle uygar bir toplumsal kurul (heyeti ictimaiye) durumuna vardirmaktir.” İnkılapçılık, devrim atilimlarini yalnizca bicimsel yaniyla dondurup yuce anlam ve amacini yitirenlerle savasmaktir. İnkılapçılık, ulusun ve ulkenin yucelmesi icin surekli caba gostermektir. Cunku “İnkılapçılar baslar, ama İnkılapların bitisi diye bir sey yoktur.

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)

Biz büyük bir inkılap yeptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)

İletişim

444 1 428

Atatürk Diyor Ki;

Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.